18 Eylül 2015 Cuma

güzel vatanım için

      Uzun zaman olmuş birşeyler yazmayalı. Bloğum hep aklımda ama ülke olarak çok zor bir süreçten geçiyoruz; açıkçası içimden de gelmedi dünya işlerinden bahsetmek. Düşününce yine gezdiğim, yediğim, yaptığım neyi paylaşsam haksızlıkmış gibi geliyor. Bizim için bir şekilde hayat devam ediyor. Birkaç gün hatta belki de saatle sınırlayabileceğimiz zaman dilimlerinde üzüldük şehitlerimize; daha çok da geride kalanlarına. Kimse demesin ki unutmuyoruz! Uzun vadede elbette unutmuyoruz ama günlük hayata, meşguliyetlere dalınca akl8ndan gidiveriyor insanın. Keşke olmasa ama insan yakın kayıplarına bile alışıyor zamanla.
       Ne zor Allahım şehit ailelerinin yaşadıkları. Allah sabır versin, dayanma gücü versin. Çözüm getirmektem çok herşeyi daha çok karmaşıklaştıran bir çözüm süreci; ülkemin en önemli sorunları dururken başka abukluklarla uğraşmacalar; askerim polisim şehit olurken hala haberlerde 'operasyonlar başlatıldı' söylemleri...Ülke elden gidiyor, operasyonlar daha yeni başlıyor.  Neresinden baksak kaos. Sosyal medyada tuhaf paylaşımlar... Askerimi sokak ortasında hunharca katleden; polisimi kalleşçe uykusunda veya korkakça gelip arkasından vuran pislikler daha kıymetli olmaya başladı. Sevgili vatandaşlarımın aklına insanlık kelimesi sanki yeni girdi. Nedir bu asker polis düşmanlığı anlamıyorum. Asker, kanunda belirlenmiş çerçevede sınır ihlali yapanı vuruyor hadi bakalım ailelere bilmem kaç binlik para yardımları. Polisime biri molotof atıyor, silah çekiyor; vay efendim o sivili niye vurmuş? Uyan vatandaşım!!! Sana, karına, kızına, annene, babana biri silah çekse, 'ooo kardeşim ne iyi ettin de kızıma silah çektin, buyur vur' mu diyeceksin? Bana silahla gelene çiçekle mi gideceğim? Sonra çiçeği de kurşunu da bir tarafımdan çıkarırlar herhalde. Böyle sivil olmaz arkadaş!!! Çocuğunu yüzünde peçesi, cebinde taşlari, ellerinde de zafer işaretleriyle ekmek almaya gönderiyorsan; çocuğunu ölüme sen atıyorsun demektir. Zaten teröristlerin de yöntemi bu değil mi? Doğdukları andan itibaren Türkiye Cumhuriyeti düşmanı, bebek katili apo p.. sempazitanı yetişen çocukları en önde gönderiyorlar. Valla kim ne derse desin büyüyüp askerimi şehit edeceğine, vatanımı bölmeye uğraşacağına şimdiden gebersin itler. Varsın onların anası ağlasın. Ağlasın ki sonraki itlerini öyle yetiştirmesin. İtleri kalmayana kadar yolu var. Kökleri kuruyana kadar hakkındır şanlı şerefli polisim, askerim vur hepsini!!!
      İşte bir süredir içim ne yazıkki nefretle dolu. Sanki hiç şehit vermemişiz gibi davranan yöneticiler, bildiği tek şey hükümeti suçlamak olan muhalefetler, sosyal medyadan veya televizyondan Atatürkçü olduğunu söyleyip de hdpkknın meclise girmesine sevinenler, hdpnin mecliste olmasını isteyen ünlüler, pkkya açıkça destek verenler... Daha neler neler. Bunları gördükçe utanıyorum, üzülüyorum. Düşmanımızın amacı da bizi bölmek zaten. Dışarda olunca düşman da mecliste olunca nasıl demokrasi oluyor anlamıyorum. Gerçi dışardakini de dost bilenler var. Çok sevdiğim Kürt arkadaşlarım var nice Türk'ten daha Türk. Amaçlarına ulaşmasın teröristler. Kafamızdaki ayrılık bitmeden silahla kurutamayız ki bunların kökünü. Kardeşim dediğim insanlar açıkça 'katil polis' başlığı altında paylaşımlar yapıyorlar, neye uğradığımı şaşırıyorum. Bizi birbirimize düşürdüler. Biz kendimize gelmedikçe, milletçe manevi birlik oluşturmadıkça onlardan kurtulamayız. Biraz silkelenelim. Akp imiş, Chp imiş, Mhp imiş bunları geçelim. Hepsi koltuk sevdalısı. Milletçe birlik oldu mu bizim herşeye gücümüz yeter. Tarihimiz bunu göstermiyor mu? İlla başımızda biri mi olması gerekiyor? Keşke Atatürk olsa tabiki, ben de böyle isterim; ama geri gelmeyecek ya da eşi bulunmayacak durumlar için hayaller kurmak yerine milletçe birşeyler yapalım. En büyük silah bizde. Biz Türk milletiyiz... Bölemesinler bizi; Avrupa'nın amacı bu. Hep böyleydi hala böyle. Uyanalım...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder