22 Ağustos 2015 Cumartesi

tarifi zor zamanlar...

Anneler bilir; bazen hissettiklerinizi ne tarif edebilirsiniz ne de bir başkasına anlatabilirsiniz. Çünkü her çocuk farklıdır, yaşadıklarınız başkasınınkine benzemeyebilir. Herşey çok güzel giderken  bir an bütün sinirleriniz alt üst oluverebilir.
Bugün de o günlerden yalnızca biri. Çok keyifli uyanmıştık oysa ki; (( Kızım bazen kendi kendine öyle güzel vakit geçirir ki beni unutur o süre zarfında. Ama bazen de yapışır bacağıma, ne benle mutlu olur ne de bensiz. İste o anlarda canım sıkılır, sanki dünya üstüme çökmüş gibi hissederim. Onu mutlu edemiyor muyum, acaba karnı mı aç  vs. bir sürü soru geçer aklımdan. Kendime kızar kendimi yıpratırım. Hala emdiği için ek gıdaya çok düşkün değil sanırım. Bunu bilmeme rağmen her sofra kurulduğunda yememesi, birşeyleri ağzına dahi almaması beni çıldırtıyor. Bu sefer benim de iştahım kaçıyor; dolayısıyla enerjim düşüyor, halim kalmıyor. Hep neden diyorum kendime. Konuştuğum tüm anneler 'benimki de öyleydi' dese de içim rahatlamıyor, kendime yükleniyorum. Belki beni anlarsınız anneler; ama ne yazıkki her çocuk aynı değil ve benim de yöntemlerim tükenmiş durumda. Bir çocukta işe yarayan bir çözüm önerisi başka birinde ters tepki yapıyor. Bu dönemde bir de etrafınızda size yardımcı olmak yerine daha da can sıkan birileri varsa yandınız demektir. Çok şükür böyle bir durum yok ama benim sinirim, sıkıntım herkese yetiyor. 
Böyle durumlarda da geleceği görmek zorlaşıyor. Acaba hiç mi deliksiz uyuyamayacağım, ne zaman yemek yiyecek, ne zaman mızırdanmayacak gibi soruların cevabını bulamıyorum. Sakin olmayı ve pozitif bakmayı ise hiç beceremiyorum. Sanırım her çocukta çözüm burada saklı: sakin ve pozitif olmak. Kendi kendime bir çözüm buldum bakalım hadi hayırlısı!! Bugünümüz böyle geçecek anlaşılan. Allah tüm annelere kolaylıklar ve sabırlar versin. Çünkü en zoru çocuk yetiştirmek, büyütmek...

21 Ağustos 2015 Cuma

                                   Yeni Bir Başlangıç

           Uzun zamandır yapmak isteyip de bir türlü yapamadığım blog açma isteğimi gerçekleştirmiş durumdayım. Son 20 aydır aslında başımı bile kaşıyacak pek vaktim yokken aklımda sürekli ne yapsam da bir işe yarasam düşüncesindeyim. Annelik başlı başına bütün vaktinizi alıyor; bununla birlikte tüm enerjinizi de. Özellikle de benim gibi yaramaz mı yaramaz bir kızınız varsa. Sağolsun Sure Nas'ım dediğim dedik, sinirli, sabırsız bir kız. Ee her istediğini yapınca böyle oluyor sanırım! Çok şükür uykusuz geçen gecelerimizden kurtulduk da yemek yapmaya, evi toplamaya ve gezmelere oldukça vakit bulabiliyoruz haliyle. Kalan boş zamanları da değerlendirmek gerek dedim kendime.
           Yazmayı sevmişimdir hep. Çok okumanın da gerektirdiği bir rahatlık ve çabukluk da var. İnsanın kelime hazinesi daha geniş oluyor, daha kolay cümle kuruyor; düşündüğü şeyi anlatabilmek için en doğru kelimeleri ustalıkla kullanabiliyor. Okulda en çok beğenileri alan kompozisyonlarım, üniversitede siyaset sınavlarında doldurduğum onlarca sayfalar; bazen de sevgili eşime yazdığım duygu yüklü mektuplar... Yazmak, söylemekten daha kolay daha özel gelmiştir hep. Bu yüzden düşündüğüm, hissettiğim; zaman zaman gördüğüm, yaşadığım anları paylaşmak istiyorum. Birilerine birşeyler katmak, birilerinin bende kendini bulması; yazdıklarımın beğenilmesi beni mutlu edecek☺☺☺